İnsan, yaşamı boyunca farklı sosyal ilişkiler kurar ve bunların en yakın olanlarından biri romantik ilişkidir. Romantik ilişkiler; evlilik, birlikte yaşama, uzun süreli birliktelikler ve flört gibi çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir (Hendrick ve Hendrick, 2006).
İlişki doyumu, yalnızca romantik ilişkiyi değil, bireyin hayatının diğer alanlarını da etkileyen önemli bir kavramdır (Carol ve Doherty, 2003). Hawkins (1968), ilişki doyumunu kişinin partneriyle yaşadığı memnuniyet, mutluluk ve tatmin duygularının öznel değerlendirmesi olarak tanımlar. Bu noktada, bireylerin ilişkilerinden beklentileri, doyumun nasıl algılandığında kritik bir rol oynar.
Bazı kişiler dışarıdan “zayıf” görünen ilişkilerde dahi yüksek doyum hissedebilirken, kimi çiftler ise ideal görünümlü ilişkilerinde dahi tatmin duygusunu yaşayamayabilir. Bu farklılık, kişiden kişiye değişen beklentilerle ilgilidir. Dolayısıyla, ilişki doyumu herkes için aynı formülle sağlanamaz. Kişiler, ilişkiye dair beklentileri ile gerçekte yaşadıkları ilişkiyi karşılaştırarak doyum düzeylerini değerlendirirler. Bu nedenle, ilişki doyumu partnerin davranışları ile kişinin beklentileri arasındaki etkileşimden doğar (Sabatelli, 1988).
Kişilik özellikleri de bu değerlendirmede belirleyici bir faktördür. Bireyin mizacı, romantik ilişkilerde sergilediği davranışları, partner seçimlerini ve ilişkideki tutumunu etkiler (Malouff, Schutte ve Thorsteinsson, 2014). Kişilik, ilişki süresince hem sosyal etkileşimleri hem de bireyin içsel süreçlerini şekillendirerek ilişkinin niteliğini dolaylı biçimde etkiler (Vater ve Abe, 2015).
Rogers’ın birey merkezli yaklaşımına göre, yüksek ilişki doyumu ve psikolojik uyum için üç temel unsur gereklidir: koşulsuz kabullenme, anlayış ve açıklık (Rogers, 1959; Akt. Cramer, 2004). Bu unsurların karşılıklı olarak var olması, çiftlerin ilişkilerinde daha yüksek tatmin yaşamalarına katkı sağlar.
Nitekim, yapılan araştırmalar da bu yaklaşımı destekler. Flört aşamasındaki 57 kişiyle yapılan bir çalışmada, partnere karşı tutkulu ve fedakâr bir tavır sergilemenin, bağlılığın, ilişkiye yatırım yapmanın (zaman, emek vb.), özsaygının ve kendini ifade edebilmenin ilişki doyumuyla pozitif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur (Hendrick, Hendrick ve Adler, 1988).
Sonuç olarak, romantik ilişki doyumu yalnızca partnerin davranışlarından değil, bireyin psikolojik sağlığından ve kişisel kaynaklarından da etkilenir. Anlayış, açıklık, kabullenme, özsaygı ve sağlıklı iletişim becerilerine sahip bireylerin ilişkilerden daha yüksek doyum elde etmesi kuvvetle muhtemeldir.
